ÜMİT ALPAN -KÖŞE YAZISI

Kantine Yasak, Sokağa Serbest: Bu Nasıl Adalet?

​Yıllardır her eğitim-öğretim yılı başında aynı nakaratı dinleriz. Listeler yayımlanır, genelgeler gönderilir, denetimler sıklaştırılır… Konu dönüp dolaşıp tek bir adrese kilitlenir: Okul kantinleri.

​Sağlıklı nesiller yetiştirmek, çocukların beslenme alışkanlıklarını düzeltmek elbette her toplumun en temel görevidir. Buna hiçbirimizin bir itirazı olamaz. Ancak ortada öyle garip bir çelişki, öyle derin bir mantık hatası var ki görünce insanın “Bu neyin kafası?” diyesi geliyor.

​Gelin tabloya birlikte bakalım:

Okul kapısından içeri girdiğiniz an katı kurallar başlar; şekerli gazlı içecek yasak, ambalajlı cips yasak, çikolatanın belirli türleri yasak, kızartma yasak… Liste uzayıp gider. Kantinci esnafı bu kurallara uymak için rafını boşaltır, ruhsatını riske atmamak için çırpınır. Peki, hemen o okulun bahçe duvarının 5 metre ötesinde ne oluyor?

​Duvarın dışındaki bakkalda, zincir markette, büfede ya da seyyar satıcıda aynı ürünler serbest!

​Çocuk, teneffüste veya okul çıkışında adımı dışarı attığı an, kantinde “sağlığa zararlı” denilerek yasaklanan her şeye zahmetsizce ulaşıyor. Hatta yetmiyor, kapı önüne kadar gelen kuryelerle siparişler veriliyor. Hal böyleyken sormak gerekmez mi: Bu maddeler sadece okul sınırları içinde mi zararlı hale geliyor?

Okulun bahçe kapısı bir sihirli portal mı ki dışarıda yenebilen şey içeri girince zehir katına çıkıyor?

​Eğer bir ürün gerçekten çocuk sağlığını tehdit ediyorsa ve yasaklanacaksa, bunun yeri sadece kantin rafları değildir. Çocukların erişebildiği her yerde genel bir düzenleme yapılır. Ama siz üretimine izin verdiğiniz, reklamını televizyonlarda serbestçe döndürdüğünüz, mahalle bakkalında satılmasına göz yumduğunuz ürünü sadece kantincinin sırtına ihale ederseniz; buna “sağlık politikası” denmez, “günah keçisi yaratmak” denir.

​Kantinciyi tek başına bütün bir neslin beslenme alışkanlığından sorumlu tutmak kolaycılıktır. Sorunu çözmek istiyorsak samimi olacağız. Yasağı sadece okul kapısına kilitleyip vicdan rahatlatmayı bırakacağız.

​Aksi takdirde yaptığımız tek şey, duvarın içindekine ceza kesip duvarın dışındakine yol vermekten ibaret kalır.

​Ümit ALPAN | Program Sunucusu – Yazar

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu